BARIŞ ŞARIBAŞ – RESSAM


Yerli ve yabancı birçok önemli sergide yer aldınız. İtalya’da bir resminiz Ulusal Müze’nin koleksiyonuna alındı. “Başarımın nedeni budur” dediğiniz şey nedir?

Başarı odaklı yaşamıyorum, çalışmanın ve hayal kurmanın devrimci gücüne inanıyorum.

Her insanın kendisini ifade ediş tarzı vardır. Sanatçıların da öyle... Siz tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz? Çağdaş resim sanatında kendi resminizi nasıl bir yerde görüyorsunuz?

Dünya sanatı için özgün kimi çalışmalar yaptığıma inanıyorum ve çabalıyorum. Elbette sanatın derinliğine hâkim birikimli kişiler buna zaman içinde daha iyi kanaat getireceklerdir.

Son 10-15 yıl içinde giderek renklenen bir tarzınız var. Renklere olan bu tutkunun kaynağı nedir? Renklerin üzerinizdeki gücünden bahseder misiniz?

Japon ressam arkadaşım Takayoshi Sakabe, bir gün dedi ki: “Eskiden ben de senin gibi renkliydim şimdi yaşlandım renksiz resimler yapıyorum”. Elbette Takayoshi’nin ne demek istediğini anlamıştım ki aslında renksiz dediği resimleri bence en az düzeyde renklerin belki de pintice kullanıldığı monokrom dediğimiz bir duyarlıktaydı, son derece renkliydiler tıpkı güvercinlerin kanatlarındaki gibi.

Ben ise bilerek ve isteyerek morali tüm dünyaca bozulan insanlığın hayallerine tekrar kavuşması için bazen ham denilebilecek düzeyde canlı fovist renkler kullanarak kışkırtmaya çalışıyorum.

Renkleri olduğu gibi kullanmak çok risklidir paletinizde renk aramalısınız, bunun eğitimini alıyorsunuz ancak gerekiyorsa renklerin saf gücüne ulaşmak için bilgilerinizle bile mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz tıpkı aşk gibi: yaşamamanız gerekir ama durdurmak da istemezsiniz içinizdeki fırtınayı. Dünyanın yeniden kendi aşkına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum bilerek de renkleri tüm gücüyle sürüyorum.

Resim sanatını ve ressamlığı en yalın haliyle nasıl tanımlarsınız?

Dünyaya renklerin, formların, sınırsız kelimeleri ve biçimleriyle bakarsınız. Hayatı ve yaşamı tam olarak kavrayamazsanız bile resim sizin en iyi yol arkadaşınız, sevgilinizdir, size ihanet etmez siz onu terk etmedikçe. Resim yapmak, ressam olmak, dünyaya, sessizce, bilgece haykırmanın ve sanatın diğer tüm alanları gibi insanlığa söz söylemenin bilinen en eski yöntemlerinden biridir.

Toplumla birlikte evrilen bir sanat olduğunu düşünürsek resim kolektif bir sanattır diyebilir miyiz yoksa tamamen öznel midir?

Resim kimi zaman diğer ustalar ya da diğer deyişle ressamlık ailesindeki arkadaşların için yapılır, bazen de dünyayı değiştirmek için devrimci eylemdir, toplumcudur. Kimi an kendi içsel yolculuğunuzdur, kimseye hesap vermek zorunda değilsinizdir sadece kendinize resimlersiniz. Aslolan resim yapabilmeyi hiç bırakmamaktır sürdürmektir ve tutunmaktır.

Sanat içinde bir basınç barındırır. Sanatçının hissettiği bu basınç toplumsal ya da tarihsel bir sorumluluktan kaynaklanmalı mı? Bu durumda onun yaratıcılığı nasıl etkilenir?

Sorumluluk çok görelidir, eğer solcu devrimci gelenek bilinci sizi sorumluluklara sevk ediyorsa iyidir ama sırf böyle bilinciniz var diye de sanatın kendine ait iç gelişiminin önünü toplumcu olmak adına kesemeyiz bunlar bir biçimde birbiri arasında sanatçının denge kurması gereken aynı zamanda çok özel tercihlerine de bağlıdır yani tutucu olmadan ama sorumsuz da davranmadan çeşitli dengeler kurulabilir.

Örneğin sanatçı toplumsal ve tarihsel süreçlere son derece duyarlıdır ama sanatında hiç bu tür unsurları görmezsiniz bile, bu durum sanatçıyı sorumsuz kılmaz, elbette içindeki fırtına sanatı bir biçimde besliyordur.

İlham aldığınız ressamlar ya da başka sanat dallarından isimler var mı? Resminize yansıyan imgelerde bu isimlerin etkisine rastlamak mümkün mü? Örneğin uçmak, uçak ya da balonla seyahat dikkatimizi çekti.

Sanatın her dalından beslendiğim gibi resmin yaşayan ustalarını ya da geçmişte yaşamış büyük ressamları kendime örnek alırım. Şiir ve sinemaya özel ilgi duyuyorum. Edebiyatın tüm örneklerini inceliyor ve okuyorum. Felsefe ve mitolojilere derinleşirken, zaman zaman antropolojiye yöneliyorum. Son zamanlarda Mircea Eliade ve Eduardo Galeano okuyorum.

Balon konulu resimlerimi, Jules Verne’nin “Balonla Beş Hafta”, “Seksen Günde Devri Alem” kitaplarından yola çıkarak bir seri çalıştım ve sonlandırdım. Balon sembolü kendini ve dünyayı yeniden keşfet, dünyaya yeniden bak demenin bir sembolüydü, (bir not olarak belirtmeliyim ki Kapadokya’daki balonlar ile hiç ilgisi yoktu, turistik imajlardan özellikle kaçındım. )

Savaş uçakları anti emperyalist bir tutumun işaretidir ancak yolcu uçakları dünyayı keşfetmenin aracısıydı, sergilerimde sorunu kendi içinde kimi zaman böyle çözümlemiştim. Uçaklardan sonra balon sembolünü kullandım, önümüzdeki zamanda savaş uçakları ile balonları iç içe geçiren bazı resimler çalışacağım.

Birkaç renk, fırçayla buluşup tuvale yansır. Ancak ortaya çıkan şey öyle sessiz sedasız değildir. Örneğin Edvard Munch, Picasso ya da Dali gibi ressamlar oldukça provokatif. Resim sanatını bu denli etkileyici kılan nedir?

Çünkü resim dünyanın tekerine çomak sokar. Görmenin ve gözün algısı, beyin frekanslarını hızla harekete geçirdiği için bilincin sınırlarını yıkıyor. Tarihsel belleğin bunca zayıf olduğu dünyamızda resim ve resim sanatı tarihi hala etkileyici birikimiyle bize aynalıyor.

Resim üzerine iyi bir eğitim aldınız. Barrington Barber’in; “Resim konusunda deneyimi ne olursa olsun herkes resim yapabilir” sözünden yola çıkarak soruyorum. Ressam olabilmek için eğitim ya da yetenek şart mıdır yoksa yeterince çalışılırsa başarılı olunabilir mi?

Her gün yüzerseniz iyi bir yüzücü olabilirsiniz. Yazın denizde yüzen çok sayıda insan da görebilirsiniz ama herkes iyi kulaç atamaz. Profesyonel olmak, çok iyi eğitim almakla beraber disiplinli çalışmayı ve mesleki olanın derin kültürüne ve dünyada yaşayan diğer örneklerini takip edebilmekle de ilgilidir.

Picasso’nun babası İspanya Kraliyet Akademisi’nde profesördü. Pablo henüz on dört yaşındayken, babası oğlunun olağanüstü yeteneğinden dolayı resmi bırakma kararı aldı, kimi zaman da çok başarılı olmak zorunda kalabilirsiniz, sorumsuz, tembel, başarısız bir Picasso “Picasso” olabilir miydi ya da hayat sizi zorlar da iyi bir ressam olursunuz ama tarihe kalacak önemli sanatçı mısınız o da zamanla, tarihsellik içinde konunun uzmanları tarafından bir gün değeriniz belirlenir. Ancak sanat yaptığını düşünen bir ressamın bunu fark ederek eğer ideali varsa bu konuda gereklilikleri bilmesi ve uygulaması lazımdır.

Anadolu topraklarında zengin bir mirasa sahibiz. Ancak resim sanatının Osmanlı ve Türk kültüründeki yeri zaman zaman tartışma konusu olur. Ancak bir taraftan da bu sanata ilgi duyan, önemini kavramış devlet adamlarımız da var. Fatih çok yenilikçi bir adım atarak kendi portresini yaptırmış, bu gelenek devam etmiş. II. Abdülmecid ise müthiş yetenekli bir ressam. Dünya çapında tanınmış ressamlarımız da var. Buna rağmen resim sanatında biraz geriden geliyoruz. Bunu neye bağlarsınız? (Eğitim sistemimiz resim sanatını geliştirme açısından yeterli mi?)

Mustafa Kemal Atatürk Rönesans ve Reformu kısmen gerçekleştirdi ancak ideallerin çoğu tamamlanamadı. Atatürk, devlete bağlı Resim Heykel Müzeleri açtırdı, Cumhuriyetin ilk yıllarında modernleşmenin gereği olarak ülkenin önemli sanatçılarına CHP Yurt Resimleri Projesini sürdürdü, zamanla sanat eğitimi veren kurumlar arttı, çok önemli sanatçılar yetişti. Ancak Türkiye modernleşme kültürü ile muhasebesini henüz tamamlamış değil. Sanayi devrimi hala yapılmamış, rönesans ve reform için mücadelesini sürdürmüyor. Bölgemizde ve Ortadoğu’da din/mezhep savaşları ve yer altı kaynaklarına yönelik emperyalist paylaşım savaşları devam ediyor. Tüm bunlar yaşanırken nereye evrilmek isteyeceğine karar vermesi gereken bir Türkiye’de, resim ve sanatın diğer dalları ya da sosyologlar, iş adamları, sanayiciler, bilim insanları için çok ilginç zeminler var. Tüm bunlara rağmen halkın önemli bir bölümü modernleşmekten yana çaba gösteriyor bu da Türk sanatçısının uzun vadede daha önemli yerlere geleceğine dair önemli işaretlerdir. Tarihsel bellek bilinci içinden düşünerek, sanatçıların bu sorumluluk bilinciyle, geleceğin sanatı üzerine yoğunlaşması, tıkanmış dünya sanatı için de geliştirici ve kalıcı olacaktır.

Sizin ve Türk resim sanatının geleceğinde ne gibi gelişmeler öngörüyorsunuz?

(cevabı sanırım yukarıda iç içe geçti)

La Maison de Barbara, Ayvalık, 11/12 Temmuz, 2017