VE İNSAN BUZUN SİHRİYLE TANIŞIR...


 

İlk patenciler, iki bin yıl önce özel bir biçim verip düz bir tabanın üzerine yerleştirdikleri sığır kemiklerini ince deri bağlarla ayaklarına bağlayan İskandinavyalılardı. Bu ilkel patenler, onların donmuş akarsular ve göller üzerinde kayarak hızla hareket etmelerini sağlardı. Sonraları kayma yüzeyi kemik yerine metal çubuktan yapılan patenler kullanılmaya başladı. Böylece insanoğlunun hayal gücü, buzun sihriyle buluşmuş oldu…

Spor yapmak önemlidir ama hangi sporların yapılacağı yaşa bağlıdır. 54 yaşındaysanız futboldan elinizi ayağınızı çekmenizi öneririz. Ya da 30’lu yaşlarınızdaysanız, onca işin gücün arasında sıfırdan beyzbol öğrenmek zor olabilir. Ama herkes keyifli bir hafta sonu geçirmek için bir buz pistini ziyaret ederek birkaç saatliğine buz üstünde dans edebilir. Yani yaşınız kaç olursa olsun bu spor, amatör düzeyi baz alarak konuşacak olursak, boş vakitlerinizi değerlendirebileceğiniz kadar kolay. Elbette izlemesi daha güvenli ama hangimiz daha dengeli bir vücut ve güçlü bacak kasları istemeyiz ki?

Buz pateni dendiğinde akla gelebilecek birçok kategori var. Artistik patinaj, artistik buz pateni ya da figür pateni bunlardan birkaçı. Müzik, dans ve sporu bir arada sunan ve estetik olarak izleyenlere âdeta bir ziyafet sunan bu zarif spor, tahmin edilenden daha fazla ilgi çekiyor. Son yıllarda uluslararası yarışmaların televizyondan naklen yayınlanmasıyla birlikte meraklılarının sayısının epey arttığını söylersek yanlış olmaz. 30 x 60 metrelik olimpik buz pistinde birbirinden yetenekli sporcuları seyretmek gerçekten de çok zevkli. Fakat sporcular için durum biraz farklı.

DİSİPLİN, DİSİPLİN VE DİSİPLİN

Özellikle artistik buz pateni için profesyonel olarak hazırlanan sporcuları küçük yaştan itibaren uzun yıllar süren, zorlu ve disiplinli bir çalışma bekliyor. Neredeyse her gün yapılması gereken teknik antrenmanların yanı sıra, bir koreograf eşliğinde, seyircileri ve jüriyi etkileyecek bir program hazırlamanız şart.

“Bunlar bizden geçti, bizim çocuk da zaten ya doktor olur ya mühendis” diyorsanız hobi olarak yapılması oldukça rahatlatıcı ve beden sağlığınız için de faydalı bir aktivite. Buna rağmen o kadar harekete mecaliniz yoksa ve boş vaktinizi değerlendirecek daha iyi bir şey bulamadıysanız buz pateni hakkında hazırladığımız bu yazıyı okuyarak, bu spor hakkında bilgi edinebilir, büyük bir keyifle televizyonun karşısında arkadaşlarınıza jürilik taslayabilirsiniz.

YALNIZCA MÜKEMMEL HAREKET KAZANIR

Profesyonel buz pateninde kurallar karmaşık ve oldukça detaylı olsa da genel olarak yanlış ya da eksik yapılan hareketlerden puan kırmaya dayalı. Yaptığınız bir atlayıştan sonra buza elinizle dokunursanız, gereken sayıda dönüş yapamazsanız ya da turu tamamlayamazsanız düşlediğiniz puanlara elveda diyebilirsiniz.

Teknik ve artistik olmak üzere iki tür puanlama yapılır. Program ne kadar zor, figürler ne kadar belirgin ve kayma tekniği ne kadar iyiyse teknik puan o kadar yüksek olur. Kostüm ve müzik seçiminin yanı sıra müzikle olan uyum ise artistik puanı belirler.

Artistik buz pateni yarışmaları, tekler ve çiftler kategorilerinde yapılıyor. Ayrıca bu spor dalı, Buz Dansı kategorisini de içeriyor. Türkiye, buz patenine pek de ilgili olmadığından, bugüne dek çiftler ve Buz Dansı yarışmaları yapılmamış.

TÜRKİYE VE BUZ PATENİ

Türkiye’nin buz pateniyle tanışmasının hikâyeleri ilginç. İlk kez Kars ve Erzurum’da, doğa koşullarıyla savaşmak adına, ayakkabıya takılan patenler ulaşım aracı olarak kullanılmış. Eğlence amaçlı kullanıma bir örnek 1940’lı yıllarda Ankara’daki Gençlik Parkı’nın donan havuzundan geliyor. Fehmi Tekelioğlu ve amatör patenciler ilk buz pateni kulübünü kurmaya çalışmışlar ve çabalarının meyvelerini, 1968’de dernek olarak kurulan, 1971’de ise Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nün de onayıyla resmiyete kavuşan “Ankara Buz Pateni, Hokeyi ve Figür Pateni İhtisas Spor Kulübü” ile almışlar.

1972’de Ankara Belediyesi tarafından ilk yapay buz pistinin temeli atıldığında herkes epey heyecanlıymış. Tabii bu heyecan uzun sürmemiş; 1974’te yan tesislerin eksikliği sebebiyle buz pisti açılamamış ve Ankaralılar buz patenine yine hasret kalmışlar. Asıl başarılı girişim ise 16 Mayıs 1981’de Ankara Kurtuluş Parkı’nda 20 x 30 m ölçülerinde, özel teşebbüs tarafından yapılan “Atatürk Buz Pateni ve Spor Tesisleri” olmuş. Bunu Uludağ Fahri Otel'de yine özel teşebbüs tarafından hizmete sokulan küçük bir pist izlemiş.

1982’de özel bir şirket tarafından kurulan “Penguen Kapalı Buz Pateni Salonu” ile İstanbul'da daha büyük bir kitleye seslenilmiş. 1985 Ocak ayında 20 x 40 m ölçülerinde İstanbul'un en büyük buz pateni pisti olan Korukent Buz Pisti, üstü açık olarak hizmete girmiş.

Ülkemizde olimpik (60 x 30 m) ölçülerdeki tek buz pisti 1989’da Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından "Belpa Kapalı Buz Pisti" adıyla açıldı. Aynı yıl İstanbul'da Galleria’da 450 m2’lik bir buz pisti daha hizmete girdi. Ayrıca İzmir Belediyesi tarafından açılan Buca Tesisleri'nde yapay bir pist kullanıma sunuldu. İzmit'te 1999'da Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan Buz Pateni Pisti ise ülkemizin ikinci olimpik buz tesisi.

İZMİT’İN BUZDAKİ GURURU

Çenesuyu bölgesinde bulunan tesis uzun yıllar bölge halkına hizmet etmesinin yanı sıra İzmit’te buz üzerinde yapılan sporların gelişimine büyük katkılarda bulunmuş. Örneğin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Kâğıtspor Buz Hokeyi Kulübü Türkiye genelindeki müsabakalarda oldukça geniş bir galibiyet serisine sahip. Üstelik altyapıdan yetişen gençlerin sayısı da oldukça fazla ve uyandırdığı ilgi sayesinde bu sayı her geçen gün artıyor. Şehirde buz sporlarıyla ilgilenmek isteyen insanlara fırsat sunan tesis, uluslararası turnuvalara ev sahipliği yaparak bölge turizmine de hareketlilik getirirken, sporcular ve bu spora ilgi duyan vatandaşların farklı ülkelerden sporcularla buluşmasını da sağlıyor. Bir nevi İzmit’i dünyaya bağlayan buzdan bir köprü niteliğinde bu tesis.

Kocaeli Olimpik Buz Pateni Pisti’nin çıkardığı en özel yeteneklerden biri de, Short Track Speed Skating dalında, yurt içinde ve dışındaki başarılarıyla göze çarpan Ersel Argun.

Buzun En Hızlı Çocuğu: Ersel Argun

Yıllara dayanan çalışmasının ürünü olarak, buza olan merakını başarılarla süsleyen Ersel Argun’la buz sporları ve Short Track Speed Skating üzerine konuştuk.

Nedir Short Track Speed Skating?

İsminden de anlaşıldığı gibi Kısa Mesafe Sürat Patenidir. Belirli seriler halinde buzda yarıştığımız, bol heyecanlı ve süratli bir buz pateni branşıdır. Diğer buz sporlarından en belirgin farkı, kullanılan patenler ve kayış tekniği. Bu spor için özel olarak üretilen patenler ve geliştirilen kayış tekniği, buzda maksimum sürati yakalamamız için düşünülmüş.

Bu sporu yapmak için belirli bir fiziksel yeterliliğe sahip olmak gerekiyor mu?

Aslında belirli bir fiziksel kapasiteye ihtiyaç var denemez. Bu sporda dünyanın en başarılı ülkelerine baktığımızda bunların içinde Güney Kore ve Kanada var. Bu iki coğrafyadaki sporcuların fiziksel özellikleri büyük farklar gösteriyor. Kısacası, fiziksel özellikleri ne kadar farklı olsa da bu sporda bir sporcu için en önemli olan şey mental sağlamlık ve tekniktir. Bunların üstüne güç, dayanıklılık gibi faktörler de eklendiğinde başarılı olmamanız için bir sebep kalmıyor.

Bu spora başlamak için belli bir yaş var mı?

Buz sporlarına önem verilen ülkelerde bu spora başlama yaşı genelde 6’dır. Çeşitli oyunlar ile desteklenen başlangıç eğitiminde, yeni başlayanlar buzda kaymayı, paten üstündeki kabiliyetlerini geliştirmeyi öğreniyor. 8 yaşında ise branşını yapmaya başlayabiliyorlar.

Siz bu spora nasıl başladınız?

Bu spora ailemin isteği üzerine başladım. Aslında spora ilgim yoktu. Buz patenine gittiğimiz bir günde babam, oradaki sporcuları görerek başlamamı önerdi. O dönem yüzmeye de ilgi duyduğumdan ikisini birlikte götürdüm. Buz üzerinde kaymayı ve temel buz pateni tekniklerini öğrendikten sonra buz hokeyine yöneldim. Bir yandan yüzme konusunda da tekniğimi geliştiriyordum. Daha sonra antrenörlerim tek bir branşa yönelmemi istediler; ben de bu sporu tercih ettim.

Bu spor size neler kazandırdı?

Öncelikle her zaman rakiplerime saygı duymayı öğretti. Disiplini ve programlı çalışmanın önemini anladım. Buz pateni konusunda gösterdiğim gelişimi saymıyorum elbette o doğal bir süreçti. Şu anda Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda eğitim görüyorum. Bu spora başlayıp kendimi bu kadar geliştirmeseydim bu okulda olamazdım herhalde.

Sizce bu spor ülkemizde yeterince değer görüyor mu?

Dünyada gerçekten çok ilgi gören bir branş ama ülkemizde yeni yeni gelişmeye başladığı için herkesten duyamazsınız. Yine de yarışmaların yapıldığı illere gittiğinizde ilgi gördüğünü anlıyorsunuz.

Yurt içi ve yurt dışındaki yarışmalarda başarılı yarışlar çıkardığınızı biliyoruz. Bu turnuvalarda neler yaptınız? Bu sporu yurt dışında sürdürmek nasıl bir deneyim oldu?

Evet, birçok yarışmaya katıldım ve Türkiye Şampiyonluğu gibi güzel dereceler aldım. Federasyon Kupası, Türkiye Kupası ve Palandöken Kupası da bunlardan birkaçı. Yurt dışında da çok yarışmaya katıldım. 2013’te Polonya’da yapılan Dünya Gençler Şampiyonası ve Romanya’da yapılan Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları’nda ülkemi temsil ettim. Bunun dışında, Prag, Viyana, Milan, Budapeşte ve Zagreb’te de çeşitli yarışmalarda ülkemi temsil ettim. Yurt dışında geçirdiğim bu zaman dilimi uğraştığım spor dalı için ufkumu açan bir deneyim oldu. Kültürel olarak da yeni şeyler keşfettim, yeni insanlar tanıdım, bilgi alışverişinde bulundum. Bu spora başladığım ilk gün böyle güzel fırsatlar yakalayabileceğimi tahmin bile edemezdim.